“İçmimarlık özel bir meslek… Aşk gibi”

içmimarlık

Tasarıma ilginiz nasıl başladı?
Türkiye’de iç mimarlık mesleğinin geçmişine gidersek 60 yıldır mevcut. Fakat bizim çocukluğumuz da herkesin bildiği klasik meslek gruplarından değildi. Üniversite seçim zamanımda mesleği araştırmaya karar verdim. Derinliklerine inince bambaşka olduğunu gördüm ve tercih yapmaya karar verdim. Çok da bilinçle seçmediğim bu mesleği, okumaya öğrenmeye ve çalışmaya devam ettiğim her süreçte, kendime daha çok ait hissediyorum.

Hangi okullarda eğitim aldınız?
Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümünden mezun olduktan sonra yüksek öğrenim için Politecnico di Milano Üniversitesinde Mimarlık ve Ürün Servis Sistemi üzerine çalışmalarıma devam ettim.

Erdem ŞEKER - içmimarlık
Erdem ŞEKER / Rdm’s Architects ve Design.

Tasarım sizin için ne ifade ediyor?
Aslında bu kelimenin anlamı hayatımızın her yerinde var. Başka dallarda hitap ettiği kullanıcı ve hizmet ettiği amaç dogrultusunda birbirinden farklılaşıyor. Tasarım bir ihtiyaçtan doğup, estetik ve sonuç anlamında çok daha fazlasını deneyimleme imkanı sunuyor. Aldığım eğitimler bana mekanın tasarımının yanı sıra sunumunda ayrı bir tasarım alanı olduğunu öğretti. Aslında bir kelime adı altında bir çok alana dokunmuş oluyorsunuz. Aynı zamanda ürün tasarımı da benim çok keyif aldığım bir süreç. Böylelikle başka bir tasarım sürecine başka perspektiften bakma olanağı yakalıyorsun. farklı malzeme deneyimi, başka bir ölçekte çalışma imkanı. Tasarımlarını gerçekleştirdiğim masa saat kapı kolları ve banyo aksesuarları mevcut. Hepsi ile yeni sorunlarla karşı karşıya kalıp yeni çözümler üretme imkanına sahip oldum. Kapı kolları daha profesyonel anlamda devam ettiğim bir süreç oldu. Türkiye’nin önde gelen kapı kolu ve banyo aksesuar firması olan ŞAHİNOĞLU – Vista D’oro Banyo aksesuar ve Kapı kolları firması ile çalışmalarımı sürdürmekteyim. Firmanın yaklaşık dört yıldır Art Director’lüğünü de yapmaktayım. Yani firmanın servis tasarımını da üstlenmiş bulunmaktayım. Ayrıca aldığım eğitim sayesinde bu görevi daha doğru bir şekilde yönetebildiğimi düşünüyorum

Milano merkezli çalışma deneyiminizden bahseder misiniz?
Politecnico di Milano Service Design master programını tamamladıktan sonra, Milano merkezli mimarlık ve tasarım ofisinde stajımı tamamlarken, İtalyanın önde gelen Mimarlik ve Tasarim ofisinin sahibi Maurizio Favetta ile tanıştım. Kendisin’den almış olduğum iş teklifi üzerine 2007 yılında Milano’da profesyonel anlamda çalışmaya başladım. Bu sayede dünyanın dört bir yanından gelen iş dünyasının önemli duayenleri ile bir arada çalışma fırsatı buldum. 2009 yılı sonlarına doğru kurmuş olduğum Rdm’s Architects ve Design firmasında çalışmalarıma devam etmekteyim. İtalya genel anlamda tasarım fuarlari ile cazip bir merkez. Milano merkezli bir ofis olmamızın da etkisiyle, başta Türkiye’de yer alan bir çok yerli ve yabancı firmaların Avrupa genelinde ki çözüm ortağı olmak ilk hedeflerim arasındaydı. Bu konuda yıllar geçtikçe kendime ve firmama kattığım deneyim sayesinde, sadece Türkiye ve İtalya da değil, dünya çapında bir çok ülkede güzel projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz.

“Doğada mimariye ve tasarıma yansıtabileceğiniz çok fazla unsur var. Bu nedenle genellikle tek tarza bağlı kamadan dekorasyon yapmaktan çok keyif alıyorum.”

Bir tasarımcı olarak iç mekan tasarımına yaklaşımınız nasıldır?
Tasarım sürecine başlarken yaptığım ilk araştırmalar doğa ve doğada var olan varlıklar üzerine oluyor genellikle. Doğada mimariye ve tasarıma yansıtabilceğiniz çok fazla unsur var. Bu nedenle genellikle tek tarza bağlı kalmadan dekorasyon yapmaktan daha çok keyif alıyorum. İhtiyaçların getirmiş olduğu unsurlardan vazgeçmeden tasarımlar yapmayı tercih ediyorum. Bu yüzden kendimi modernist, postmodernist, fütüristik tasarımcı olarak tanımlayamıyorum.

Ne tür projelere imza atıyorsunuz?
Aslında konut, otel, sosyal tesis, kafe, restaurant vs. bir çok alandaki projelerde bulundum. Ama son dönemlerdeki calışmalarımdan bahsetmek gerekirse,Türkiye’nin, Avrupa’daki en eski misyonlarından olan Milano Başkonsolosluğu’nun yeni hizmet binası için yaklaşık 2 senedir sürdürdüğümüz restorasyon çalışmalarımız devam etmekteydi. Mart ayı sonunda projemizi teslim ettik. Türk kültüründe izlerin iç tasarımda işlenmesine özen gösterdiğimiz yeni hizmet binası akıllı bina olarak hizmete açıldı. Dönüp baktığımızda sonuçtan bütün ekip olarak memnun kaldığımızı düşünüyorum. Bunun yanı sıra her sene düzenlenen Milano Tasarım Haftası için hummalı çalışmalarımız devam etmekte. Şu an da ise İstanbul’da çok önem verdigimiz yeni bir otel projesinin çalışmaları başlamış bulunmakta.

İhtiyaçların getirmiş olduğu unsurlardan vazgeçmeden tasarım yapmayı tercih ediyorum.

Ne tür projeler size heyecanlandırır?
Projelerimizin hepsi bizim için başlı başına heyecanlı bir süreç. Yeterki müşterilerimizle aramızdaki o elektriği yakalayabilelim. Karşımızdaki müşteriye bağlı olarak bizimde heyecanımız gel-gitler yaşayabiliyor.

Bulunduğunuz yerden bakınca içmimarlık mesleğinin Türkiye’deki durumunu nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye’de içmimarlığın, diğer ülkeleri baz aldığımda ileri bir düzeye konumlanmaya başladığını görüyorum. Sadece bu mesleği yapmak için çalışan arkadaşlarımızın zor bir müşteri kitlesi ile karşı karşıya kaldığını düşünüyorum. Ama yeni müşteri kitlesi de çok bilinçli ve eğitimli. Bundan sonraki sürecin içmimarlar adına daha iyi olacağına inanıyorum.

içmimarlık

İçmimarlık dışında kendinizi beslediğiniz ilgi alanlarınız var mı? Bir içmimar için bu bir tür gereklilik midir?
İçmimarlık benim için bir nevi hobi. Müziğin tasarım ve çalışma sürecine olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında Milano’da olmamızın güzel etkileri olduğunu düşünüyorum. Bu şehirde farkında olmadan bambaşka dallara mimarlar dahil ediliyor. Ofis olarak bir çok davet alıyoruz. Mesela iki senedir DJ ARCH isimli organizasyonda dj’lik yapıyorum. Archichef yarışmasında yemek yapma deneyimini yaşadım. Bunlarla beraber bir çok turnuvalara ofis olarak dahil oluyoruz. Demek istediğim bu şekilde mimariyle içice bir çok ilgi alanına ister istemez dahil oluyorum. Gereklilik mi bilemiyorum ama bakış açısına ve hayalgücüne katkıları olduğunu düşünüyorum. Ofiste de buna dikkat ediyorum. Bana kalırsa bu işte keyif almak oldukça önemli. Çalışma ve toplantı alanlarımı ofisle sınırlandırmıyorum. Bununla beraber aileyle geçirilen zamana önem veriyorum.

içmimarlıkYeni mezun içmimarlara ne önerirsiniz?
İçmimarlik özel bir meslek. Aşk gibi. Bana kalırsa bunu içten hissetmek gerek. İçmimarlık eğitimi alanlar bilirler. Bu süreç eğitim hayatımızdan itibaren başlıyor ve artarak devam ediyor. Çok fedakârlık gerektiriyor. Yeri gediğinde hayal kırıklıkları yaşayabilirler ama bunun yanında uç noktalarda mutluluk söz konusu. Bu anlamda sabır isteyen bir meslek. İdeallari doğrultusunda kendilerini geliştirmeye devam etmeliler. İlk mesleğe atıldıklarında bocalayabilirler. Ama zamanla kendileri için en doğru yolu bulacaklarına inanıyorum. Bu meslek emek isteyen bir meslek. Belki klasik olacak ama çalışmaktan vazgeçmesinler. Bunun yanında çok görmekte önemli. Hayat, tasarım, mimari içmimari ile içiçe ve birinin değişmesi diğerlerinin değişim süreçlerini etkiliyor. Bu sürece dahil olmak ve yeni yerleri mekanları deneyimlemek gerektiğini düşünüyorum.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.